SOL Parti Ekoloji Çalışma Grubu, İstanbul’da etkili olan yoğun yağışların kentsel felakete dönüşmesine ilişkin açıklama yayımladı. Açıklamada, İstanbul’da can kayıpları yaşandığı, insanların kaybolduğu, binlerce ev ve iş yerinin su altında kaldığı, araçların sürüklendiği ve yolların çamurla kaplandığı bilgisi yer aldı.
Grup, açıklamasında “Yaşananlar yalnızca aşırı yağışın değil, yıllardır sürdürülen yanlış kentleşme politikalarının da sonucudur” ifadelerini kullandı. Açıklamada, “Yara sarmak değil, felaketleri önlemek gerekiyor” denildi.
Rant odaklı kentleşmeye tepki
Açıklamada, yoğun yağışın kentlerde bu ölçekte yıkıma yol açmasının asıl sorulması gereken konu olduğu belirtildi. Grup, iklim krizinin etkilerinin ağırlaştığı bir dönemde kentlerin bu koşullara karşı dirençli hâle getirilmesinin kamusal bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Ekoloji Çalışma Grubu, AKP iktidarının bilimi ve planlamayı esas almak yerine rantı, inşaat sermayesinin çıkarlarını ve doğanın metalaştırılmasını önceleyen politikaları sürdürdüğünü savundu. Açıklamada, son yirmi yılda kentlerin yaşam alanı olmaktan çıkarılıp sermayenin kâr alanlarına dönüştürüldüğü, derelerin imara açıldığı, tarım alanlarının yapılaşmaya kurban edildiği, ormanların ve su havzalarının yapılaşma baskısı altına alındığı bilgisi yer aldı.
Dere yatakları ve su havzaları vurgusu
Açıklamada, betonlaşmanın arttığı, yeşil alanların azaldığı ve kentlerin doğal su akışını sağlayan ekolojik sistemlerin tahrip edildiği kaydedildi. Grup, bugün yaşanan felaketlerin doğayı ve bilimi yok sayan anlayışın sonucu olduğunu dile getirdi.
İstanbul’da bir yandan yeni imar alanları açılırken diğer yandan Bakanlık ve TOKİ eliyle tarım alanlarına, su havzalarına ve dere yataklarına büyük konut projeleri inşa edildiği ifade edildi. Açıklamada, Sazlıdere Barajı ve çevresinde Kanal İstanbul kapsamında yürütülen yapılaşmanın su varlıklarını ve ekolojik dengeyi tehdit eden örneklerden biri olduğu belirtildi.
Planlama ve kamusal hizmet talebi
Ekoloji Çalışma Grubu, açıklamasında dere yataklarının, su havzalarının, ormanların ve tarım alanlarının korunmasını istedi. Grup, kentlerin bilimsel, kamucu ve ekolojik ilkeler doğrultusunda yeniden planlanmasını talep etti.
Açıklamada, seçilmiş yerel yönetimlerin demokratik işleyişinin güvence altına alınması ve kamusal hizmetlerin siyasi müdahalelerden bağımsız biçimde sürdürülmesi gerektiği vurgulandı. Grup, “Rant için değil, halk için kentler!” ifadesini kullandı.